Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, damar sertliğinin temellerinin 20’li yaşlarda atıldığını belirtti. Uzman, yalnızca kalbi değil tüm damar sistemini etkileyen bu sorunun önüne geçmek için 40’lı yaşları beklememek gerektiğini vurguladı.

Damar tıkanıklığı tek bir hastalık değil, birden çok küçük hasarın toplamıdır. Kolesterol, trigliserit, şeker ve tansiyon, damar tıkanıklığına yol açabilen ve damar sertliğini hızlandıran önemli risk faktörleridir.

Dört ana risk faktörü

  • LDL kolesterol damar duvarına sızıp oksitlendiğinde bağışıklık sistemi hücrelerini harekete geçirerek plak oluşumunu başlatır. Plak büyüyerek damarı daraltabilir, yırtıldığında ise pıhtı ve ani damar tıkanıklığına yol açabilir.
  • Yüksek trigliserit, damar sertliğini destekleyen lipoproteinleri ve iltihabı artırırken HDL’yi düşürerek riski yükseltir.
  • Yüksek kan şekeri, damarların iç yüzeyine zarar vererek kolesterolün damar duvarına yerleşmesini ve plak oluşumunu kolaylaştırır.
  • Yüksek tansiyon ise damar duvarını sürekli yüksek basınca maruz bırakarak mikro hasarlara, yeni plak oluşumuna ve mevcut plakların ilerlemesine neden olur.

Bu faktörler birlikte bulunduğunda damar duvarındaki hasar ve iltihap artar, damar sertliği hızlanır; kalp krizi ve inme riski belirgin şekilde yükselir.

Erken uyarılar ve korunma

Damar tıkanıklığı sinsi bir hastalıktır; damarın yüzde 70’i tıkanana kadar çoğu zaman belirti vermez. Efor ile göğüste baskı, nefes darlığı, ani yorgunluk, yürürken oluşan bacak ağrısı, baş dönmesi ve tek taraflı güçsüzlük önemli darlıklara işaret eder.

Uzman, damar sağlığını korumak için ileri yaşların beklenmemesi gerektiğini, 20 yaşından itibaren kolesterol taraması yapılması gerektiğini ve sigaranın tamamen bırakılmasını önerdi. Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş veya orta yoğunlukta egzersiz yapılması da tavsiye edildi.