Gençlerin hafta sonu geç saatlere kadar uyuması, biyolojik saatleri ile günlük yaşam arasındaki farkı büyütüyor. Bu durum, iki saati aşan uyku ritmi farklarında anksiyete düzeyini ciddi oranda yükseltiyor.

İngiltere merkezli Sleep Medicine Reviews dergisinde yayımlanan çalışma, 235 binden fazla genci kapsayan 18 bağımsız araştırmayı inceledi. Araştırmaya göre hafta içi ve hafta sonu arasındaki uyku süresi farkı, gençlerde kaygı bozukluklarını belirgin biçimde artırıyor.

Sorunun temelinde gece boyunca kullanılan telefon ekranları yer alıyor. Gençlerde melatonin salgılanması yetişkinlere göre daha geç gerçekleşiyor. Telefon ekranlarından yayılan mavi ışık, melatonin üretimini baskılayarak uykuya dalışı zorlaştırıyor.

Geç saatlere kadar süren mesajlaşmalar ve sosyal medya kullanımı, uykuya dalış saatlerini sabahlara kadar uzatıyor. Bu süreçte biriken uyku borcu, gençlerin haftalık uyku düzenini olumsuz etkiliyor.

Uzmanlar, FOMO olarak bilinen gelişmeleri kaçırma korkusunun da gençleri uyanık tuttuğunu belirtiyor. Bildirim sesini duymasa bile “Acaba bir şey mi oldu?” endişesi, derin uyku evresini engelliyor.

Uzman önerileri

Prof. Dr. Till Roenneberg, sabah uyanır uyanmaz 15 dakika gün ışığı almanın biyolojik saati düzenlemede etkili olduğunu vurguluyor. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi ise okullarda ders başlangıç saatlerinin en erken 8.30’a çekilmesini öneriyor.

Uzmanlar, dijital aletlerin yatak odası dışında bırakılmasının gece bildirimlerini ve uyku bozukluğunu önlemede ilk adım olduğunu belirtiyor.